Radyo yayınları kültürel mirası canlı tutuyor!
Üsküdar Üniversitesi ÜÜTV ve ÜÜ Radyo Genel Yayın Yönetmeni Uğur Canbolat, radyonun neden hâlâ güçlü bir kitle iletişim aracı olduğunu anlattı.
Radyo ile derin bağımız var
Radyo ile insan arasındaki ilişkinin teknolojinin ötesinde, derin bir bağa dayandığını vurgulayan Uğur Canbolat, “Radyo bizden ayrı değil çünkü. Âdeta genetiğimize işlemiş gibidir. Büyüklerimiz evlatlarının doğumunu ümit ve korku sarkacında beklerden radyo yanlarındaydı. Oradan duydukları seslerle teselli buldular. Seslendirme sanatçılarının tonlamalarıyla nice engebeleri aştılar. Zorluklarla baş edip düzlüğe çıktıklarında yine radyo sesiyle yanlarındaydı. Neşenin kelebeklerini birlikte uçurdular. Nesilden nesile intikal eden bu genetik aktarım bizleri araçlarımızda, masa başında çalışırken yine radyo ile olmamızı sağlıyor. Tabletlerden ve cep telefonlarından da dinlenebiliyor olması da önemli bir avantaj. Görsel dikkat istemediğinden gündelik işlerimizi yapmamıza engel değil. Hatta zihinsel dinlenmeye ve detoksa sebep olduğundan terapi edici bir yanı var.” dedi.
Ses, hayali ve anlam arayışını tetikler
Radyonun ses odaklı yapısının hayal gücü üzerindeki etkisine de değinen Uğur Canbolat, “Hayal insanı ivmeleyen en önemli güçtür. Ses ve tonlamalar her insanda bambaşka açılımlara ve çağrışımlara sebep olur. Hayatla bağ kurmamızı kolaylaştırır. Radyonun ses odaklı yapısı dinlediğimiz programların içeriklerine bağlı olarak yaşamda kendi sesimizi bulmamıza ön ayak olur. Bu kişinin anlam arayışına yönelmesi sonucunda olur. Kendi anlamını bulan kişi ise hayata anlam katmaya başlar. Değer üretir. Bilgiyi çoğaltır. Sevgiyi ve esenliği yaygınlaştırır. Tüm bunlar radyonun sesle dinleyicisini tetiklemesi ve içsel ivmelenmeye sebep olmasıyla meydana gelir.” diye konuştu.
Kültür, müzik ve yerel kimlikler radyoyla yaşıyor
Radyo yayınlarının kültürel mirasın korunmasındaki rolüne dikkat çeken Uğur Canbolat, “Kültür, ekin demektir. Radyo sesiyle bu ekini sürekli tazeler. Yağmurun yağması, güneşin açması gibi besler. Kültürün diri durmasına aracılık eder. Bunu dilin imkanlarını kullanarak yapar. Bunlar arasında da müzik vardır. Müzik kalbin ritmidir. Görünmeyen kalbimize müzikle kan pompalar. Günün farklı saatlerinde ihtiyacımızın miktarını gözeterek yapar bunu. Sabah daha enerjik ve ritmik tınılarla dinleyicisini uyandırıp enerjisini arttırarak hayata katıp aktifleştirirken öğlen biraz mola verdirir. Akşama doğru yorgunluk gideren nağmelerle ruhunu okşar. Gece hüzünle şiiri aynı sofrada misafir eder.” şeklinde konuştu.
Yerel radyolar beldelerin oraya has kültürünü yaşatıyor
Yerel radyoların önemine de vurgu yapan Uğur Canbolat, “Yerel radyolar bulunduğu beldenin oraya has kültürünü yaşatmasına imkân sağlar. Ses sanatçılarını, bestekarlarını, sanatkarlarını tanıtır, halkla buluşmalarına aracılık eder. Yerelde sağlam durarak genele ulaşmanın fırsatlarını da sunar. Özgünlüğün korunması açısından yerel radyoların üstlendiği misyon çok önemlidir.” ifadesinde bulundu.
Dijital yayıncılık tehdit değil, fırsat
Podcastler ve dijital radyo yayınlarının geleneksel radyoya etkisini de değerlendiren Uğur Canbolat, “Daha çok fırsat olarak düşünülebilir. Eskiden mutlaka bir radyo aygıtı zorunluyken şimdi elimizdeki cep telefonları, tabletler, işlerimizi yaptığımız bilgisayarlar, araçlarda bulunan internet bağlantısı olan radyolar insanların ulaşımını kolaylaştırmaktadır. İçerik açısından taviz verilmediği, radyo sadece bir eğlence aracı görülmediği müddetçe geleneksel radyonun misyonunu üstlenebilir hatta daha fazla yerine getirebilir. Bu bakımdan dijital radyo yayınlarının fırsat olduğunu düşünüyorum.” şeklinde sözlerini tamamladı.